• USD Alış: 6.2627
  • USD Satış: 6.2878
  • Euro Alış: 7.3742
  • Euro Satış: 7.4038
İNSAN NEDEN ALDATIR?

İNSAN NEDEN ALDATIR?

07.09.2017 - 10:43:30 | G.Sever

ALDATMA ve ALDATILMA
İnsan doğası gereği yaşama tutunabilmek, psikolojik ve fiziksel olarak daha sağlıklı kalabilmek ve neslini idame ettirebilmek için ait olma duygusunu yaşamak istemektedir. Bu duyguyu yaşayabilmek için ise insanlar arasında görünmez bir bağ olan sevgiye ihtiyaç vardır. İlişki içerisinde bulunan kişiler gerek kültürel durumları gerekse yaşam koşulları ve uyumlu olabilme çabaları içerisinde birçok fedakârlık göstererek sevgilerini birbirlerine yansıtmaya çalışmaktadırlar. Aslında ilişki içerisindeki bu fedakarlık duygusu ilişkiyi daha da değerli kılmaktadır. Bu nedenle ilişkilerde taraflar ister evli, ister nişanlı, ister sevgili olsun çiftleri birbirine bağlayan en önemli unsur; karşılıklı güven ve sadakat duygusu olarak açıklanabilmektedir. Ancak zaman içerisinde güven ve sadakat duyguları çiftler arasında zayıflayabilmekte, çiftlerden birinin diğerini aldatması şeklinde yansıyarak evliliklerin ve ilişkilerin üzerine kara bulutlar çökebilmektedir.

Erkek Neden Aldatır?
Kadın Neden Aldatır?

Geleneksel erkek egemen Türk toplumunda “Erkektir, elinin kiridir, aldatır!” şeklinde olan bir bakış açısı uzun yıllar boyunca sanki erkeğe daha çok aldatma hakkı vermiş gibi algılanmaktadır. Ancak günümüzde kadınların toplumda daha fazla söz sahibi olması, eğitim seviyesinin artması gibi sebepler kadınların erkeğin aldatmasını eskisi gibi kabullenmemesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Geleneksel Türk toplumundan modern topluma doğru geçerken kadınlarında bazı sonuçlardan ötürü aldatma arayışı içerisine girdiği ve ilişkilerde aldatan tarafın sadece erkek olmadığı yapılan sosyal araştırmalar tarafından da kanıtlanmış bulunmaktadır.
Aldatma eyleminin yanında bir de aldatmanın türleri vardır ve bunlarda biri “Cinsel aldatma” diğeri ise “Duygusal aldatma” dır.
Cinsel aldatma eğilimi kadınlara oranla erkeklerde daha sık karşımıza çıkan bir durumdur. Eşlerden birinin diğerini cinsel olarak aldatması ise birlikteliği sarsabilecek en yaralayıcı unsurlar arasındadır. Bu nedenle cinsel aldatma apayrı bir konu olarak ele alınmaktadır.


EVLİLİK ÖNCESİ ve SONRASI CİNSEL ALDATMA
Evlilik öncesi cinsel aldatmada, egosal tatminlerin yanı sıra aldatan kişinin bağlanma problemleri yaşadığı görülebilmektedir. Evlilik öncesinde ciddi bir ilişki yaşadığını düşünen kişi, cinsel şekilde sevgilisini ya da nişanlısını aldatıyor ise bu davranışın altında evlilik sürecinden korkma, yaşamı boyunca bir kişiye bağlı kalmanın zor olacağını düşünme, merak dürtüsü ya da narsist kişilik özellikleri yatabilmektedir.
Evlendikten sonra görülen cinsel aldatma ise, çiftlerin aralarındaki sorunların yatak odası sınırları içerisine taşındığını göstermektedir. Çiftler arasında var olan eş ile açık iletişim kuramama sonucunda ortaya çıkan soğukluk algısı çiftlerin yatak odalarını ayırma, cinsel birliktelikten uzak durarak tepkisel bir şekilde diğerini cezalandırma sürecini yansıtmaktadır. Ancak bu gibi durumlarda özellikle erkeklerde bilinçaltında bastırılmış yeterlilik ve erkeklik duygularını tatmin edebilmek için cinsel aldatma durumu ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Cinsel aldatmada genel olarak yoğun duygular, bağlanma, sorumluluk hissi ve aşk duygusu görülmemektedir. Sadece egosal tatminler söz konusu olabilmektedir. Cinsel aldatma hususunda aldatan kişinin bulunduğu çevrede üstlendiği erkek rol model de çok önemlidir. Eğer erkeğin ailesinde ya da yakın çevresinde yani aile kültüründe aldatan kişiler var ise, bu öğrenilmiş erkek rol modeli olabilmekte ve evlendikten sonra bile aldatan kişi tarafından başka kişilerle cinsel birliktelik yaşamak normal bir durum olarak algılanabilmektedir.
Yapılan sosyal araştırmalarda Türk kültüründe evlilik sonrası cinsel aldatmanın ülkemizde oldukça yaygın olduğu sonucuna varılmış bulunmaktadır. Türk kültüründe özellikle bayanlar üzerinde baskı olarak yansıtılan evlilik öncesi cinselliğin yasak şeklinde algılanması bayanların kendi vücutlarını tanıyamamalarına neden olmakla birlikte eşleri ile ten uyumu olarak bilinen cinsel uyum konusunda da birbirlerinden beklentilerini anlayamamalarına neden olabilmektedir. Özellikle kültür içindeki bu baskı nedeni ile cinselliğin korkulacak, yargılanacak ve ayıp bir durum olarak yansıtılması evlilik sonrasında cinsel uyumu yakalayamayan çiftlerde hayal kırıklığından ötürü dışarıya yönelme ve bir arayış içerisine girme durumunu göstermektedir. Ancak Türk kültürü gereği kadın “namus” kavramı ile hareket etmek zorunda kalan ve etiketlenme korkusu ile bu cinsel dürtüleri bastırmaya yöneltilirken, erkek ise toplumda “Erkektir, elinin kiridir.” algısı ile daha rahat hareket edebilmektedir.


DUYGUSAL ALDATMA
Duygusal aldatma cinsel aldatmaya göre ülkemizde kadınlarda erkeklerden daha çok görülmektedir. Kadınlar erkeklere göre daha duygusal yapıda oldukları için ilişkilerinde duygusal açıdan anlaşıldıkları zaman tatmin olabilmektedirler. Örneğin bir kadının kendini iyi ve değerli hissedebilmesi için partnerinden duymak istediği cümlelerin başında “Teşekkür ederim.” yer almaktadır. Türk kültüründe kız çocuk anaç ruhlu ve tavizkar olarak büyütüldüğü için ilişkisinde de bu durumu yansıtarak verdiği emeğin karşılığını eşinin ağzından birkaç güzel sözle duymak isteyebilmektedir. Bu nedenle bir kadın için yemekten sonra “Eline sağlık” kelimesi, kendine bakım yaptığında eşinin bunu fark ederek “Çok güzel olmuşsun.” şeklinde geri bildirimde bulunması ya da “Seni seviyorum” diyerek sevildiğini hissettirmesi büyük önem taşımaktadır. Türk kültüründe birçok erkek bu durumu romantik olma ya da olamama şeklinde algılarken kadın için ise bu eşinin kendisini değer verdiğinin bir ispatı şeklinde yorumlanabilmektedir. Bu durumda eşinden bu gibi davranışları göremeyen kişiler duygusal açıdan kendilerini anlayabilecekleri ve değerli hissettirebilecekleri farklı kişilere yönelebilmektedirler. Bunun sonucunda ise duygusal yalnızlığını bastıran birisini cinsel açıdan arzulamak, cinsel birliktelik yaşamak ya da ona âşık olmak cinsel aldatmadan farklı olarak duygusal aldatmanın bir sonucu şeklinde açıklanabilmektedir.

YASAK AŞK ve HEYECAN
İnsan doğasında var olan merak ve heyecan duyguları saplantılı ilişkiler içerisinde kendini göstermeye başladığında durdurulamayan bir hal alabilmektedir. Toplum kuralları gereği ya da içinde bulunduğu ortam gereği kendisine yasak olduğunu düşündüğü bir kişi ya da ilişki biçimi diğer kişi için daha cazip hale gelebilmektedir. Örneğin eşi ile problemleri olan bir kişi ilişkide eşinin karakter özelliklerini eleştirdiğinde ve davranışlarını değiştirmesini talep ettiğinde karşı taraf bu konuda inatçı ya da duyarsız davranıyorsa, kendisinin istediği gibi bir kişi ile tanışmak o kişide heyecan duygusunu üst düzeyde yaşamasına neden olmaktadır. Çünkü bu durum hem toplum ve ahlak ilkesi doğrultusunda yasak olarak algılanıp merak dürtüsünü tetiklerken hem de aradığı aşkı bulmuş gibi hissettirerek aldatma isteğini heyecanlı ve çekici bir hale getirebilmektedir. Bu nedenle yasak aşk ve heyecan duygusu daha çok duygusal aldatma biçiminde karşılaşılan bir olgudur.

İNTİKAM DUYGUSU ve ALDATMA
İntikam duygusu ise daha çok cinsel aldatmada görülen bir durumdur. Eğer çiftlerden biri diğerini cinsel açıdan aldatmış ise, bu durum aldatılan kişinin değersiz hissetmesini sağlayarak gururunun incinmesine neden olmaktadır. Bunun için aldatılan kişinin kendisini aldatan eşine karşı içinde büyüyen öfke duygusu ile baş edebilmek için kendi hissettiği olumsuz duyguların bedelini karşı tarafa ödetme yani intikam alma şeklinde aldatmaya yönelebilmektedir.
Bir diğer intikam duygusu ise, ilişki içinde duygusal açıdan kendisini yalnız hisseden çiftlerde görülebilmektedir. İlişkiye verdiği emeğin karşılığını göremediğini, değerli olmadığını, beğenilmediğini, sevilmediğini ya da saygı görmediğini düşünen kişi, bu duygular açısından kendisini tatmin edebilmek ve zihninde değerli olduğunu, beğenilir olduğunu ispat edebilmek için kendisini bedenen ya da ruhen koşulsuz kabul edebilen kişilere yönelebilmektedir. Bu durum kendisini değerli hissettirmeyen kişiye karşı bir intikam sonucu olarak açıklanarak aldatmaya yöneldiği görülmektedir.


NARSİSİZM ve ALDATMA
Narsisizm, en anlaşılır kelime tanımı ile bir çeşit kendini beğenmişlik hastalığıdır. Narsist kişilerin toplum içinde kendisinden daha değerli ve daha iyi olduğunu düşündüğü hiç kimse yoktur. Narsist yapıları nedeni ile empati duyguları gelişemez ve bunun sonucunda vefasız davranışlarda bulunabilmektedirler. Kendilerinden daha değerli hiçbir şeyi kabul etmedikleri için ben merkezi davranırlar ve ilişkilerinde de gerekli olan sadakat ve bağlılığı gösteremezler. Bu nedenle aldatma biçimi her zaman cinsel aldatma şeklindedir. Cinsel aldatma sayesinde arzu duyulan kişi olduğunu düşünerek egosal açıdan sürekli tatmin olma durumundadır. Bunun için sürekli takdir edilme, beğenilme, iltifat arama durumu içerisindedirler. Ancak çevresinde diğerlerine göre kendisini daha fazla öven ve egosal tatmin sağlayan bir kişi var ise ve bu kişi yaşamdaki menfaatlerine de yarar sağladığında arayış içinde olmayı durdurarak aynı kişi ile de partnerini aldatabilmektedir. Övgü almak narsist kişilerin besin kaynağı olduğu için ne kadar farklı kişilerden ne kadar çok övgü alırlarsa o derece kendilerini iyi hissedebilmektedirler. Bu durumda aldatmayı daha çok tetikleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

YORUM YAZ